Nazım Ekşi’nin memleket hikayesi

2 ay önce eklendi 21 defa görüntülendi

Şehrin sevilen isimlerinden, seyahat etmeyi seven, Ekşi Ailesi’nin yazar ruhlu iş insanı Nazım Ekşi geçtiğimiz gün takipçileri ile güzel bir yazı paylaştı. Yırtık Pantolon başlığı altında yayınlanan yazıyı gelin birlikte okuyalım…

YIRTIK PANTOLON

3 fotoğraf paylaşıyorum, hepsinin bu anı/hikâyede önemli yeri var.

-İlk fotoğraf Rize, Bağdatlı mah. Narlı sk. No:11’deki Hacı Hafız Yunus Ekşioğlu Konağı.

Bizim hamurumuz bu Konak’ta yoğrulmuştur,10/12 kuzenin aynı Konak’ta yaşayıp, okula gittiği burada aramızda hiç bir sorun yaşanmamıştır.1947/48 yıllarında Rize’de müteahhitlik yapan dedem Yunus Ekşi ve beraber çalıştığı oğulları tarafından(Hasan+Kazım) Sabuncuzade’lerden satın alındığını biliyoruz.

Yaklaşık 5 dönüm içerisinde tek yapı olan Konak; zamana yenik düşmüş, etrafı apartmanlarla çevrilip esir alınmış durumdadır.

2.fotoğrafta 2017’de kaybettiğimiz teyzem Havva Ekşi’nin son-veda fotoğrafını görüyorsunuz. Bu Konağa can veren, yüzlerce, binlerce kişiyi bu Konak’ta ağırlayan, aynı zamanda yengem;(Hasan amca’mın karısı).

fotoğrafta genç bir kızın giydiği 2000’li yıllarda moda olan yırtık pantolonu görüyoruz ve hikâyemiz burada başlıyor.

Aslında burada kesip reklama girmek,”devamı yarın” ayağına yatıp okuyucuyu merakta bırakmak ta var ama ben uzatmayacağım. Hikâyeyi özetleyerek yazacağım.

Annem ölmüş(1999),babam Kazım Ekşi bu Konak’ta yaşıyor, konağı içten bölmüşüz, her ailenin yaşadığı odalar belli, salonları, merdivenleri, bahçeyi ortak kullanıyoruz.

Sanırım 2010/11 yılı; hem Rize’deki dost/arkadaşları görmek, hem aileyi ziyaret etmek için Rize’ye gidiyorum. Babam(cennette bizi bekliyor) rahatsızlanmış, Askoroz’daki Üniversite hastanesinde tedavi görüyor.

Ben her gün belli saatlerde ziyaretine gidiyorum, diğer zamanımı da evimizin önündeki su kuyusu üzerine eskiden yapılmış kameriyeyi yenilemek için kolları sıvadım. Yengem( rahmetli, eski Rizespor’un efsane başkanı Fehmi Ekşi’nin annesi) bu işe çok sevindi ve bana hep dua ediyor:”Nazım, tuttuğun altın olsun” diyor. Tuttuğum tahta veya diğer ağaç elemanı gösteriyorum ve”Yenge, duaların kabul olmuyor, bak daha altını bulamadık” diyorum.

Yaptığım kameriye eskiden beri tüm mahalle kadınlarının toplanıp dedikodu yapmayıp, politika konuştukları, adına:”Haldoz, kadınlar kıraathanesi” adını taktığımız yer.

Bir not düşeyim: Yengem bu Konak’ta; Erdal İnönü, Murat Karayalçın, İsmail Cem gibi parti başkanlarını(emin olmadığım için Cem Uzan’ı yazmıyorum) ağırlamıştır.

“Hikaye uzadı, yırtık pantolona gel” diyenlerin sesi kulağımda.

Kameriye işleriyle uğraşırken mahalleli komşular gelip bakıyorlar, benimle, yengemle sohbet ediyorlar, varsa çay, kahve içip gidiyorlar.

Tam çatıdayım, örtüyü çakıyorum, yengem çağırıyor:”Nazım çabuk mutfağa gel,bir şey söyleyeceğim”.Hemen çatıdan inip yanına gidiyorum.

“-Hayrola yenge, ne var” diyorum.

“-Hağu kızı tanıdın mı?.

Gösterdiği kıza bakıyorum, çok iyi tanıdığım komşumuzun kızı.”Tanıdım” diyorum.

“-Giydiği pantolonunu göriyimisun, düşmez kalkmaz bir Allah, dilenci bile giymez,her tarafı erimiş.”

“-Yenge, moda bu” diyorum.

“-Ne modası, kızın her tarafı görüniyi, ananın dedenin hayrına; git kıza bir pantolon al gel”.diyor. Anlatmaya çalışıyorum ama anlatamıyorum. Yengemin kızı da (Ayşe veya Melek) orada. O da “Annem taktı, git pantolonu al, gel” diyor.

“-Bir şartla alırım, kızın giydiği eski pantolonu bana vereceksiniz”.Anlaşıyoruz, ben yeni pantolon parasını veriyorum, yeni kot pantolon alınıyor, ben eski,yamalı pantolonu bekliyorum.

Halen bekliyorum!!!!!!!!!.

(Teyzem, aynı zamanda yengemi 2017 sonbaharında toprağa verdik.

Allah rahmet eylesin, nur içinde yatsın.)

Haberi Kaynak Sitede Oku