“Kendi kültürel kimliğimize sahip çıkalım”  

3 ay önce eklendi 50 defa görüntülendi
Farklı konular ile Troya’yı ve eserleri anlatan Gölcük, ‘Troyalılar Türk Müydü’ başlığı altında bulunan kaynakları merak edenler için paylaştı.   Troya Müzesi Rıdvan Gölcük, ‘Troyalılar Türk Müydü’ konusu hakkında yaptığı sosyal medyadaki canlı anlatıda, “Troyalıların bir dönem Türk olduğuna inanmak bir dönem modaydı. Dönemin moda düşünceleri arasındaydı. Nereden kaynaklanıyor peki; Troyalıların Türk olduğu söylemi etimolojik bir geleneğin eseriydi ve bir ses benzerliğine dayanıyordu. Bu ses benzerliği, Türkler ve Teukroslar. Peki, Teukroslar kim, Nehir Tanrısı Skamander’in oğlu, yani bizim Tevfikiye Köyü’ndeki Karamenderes nehrinin oğlu. Bir görüşe göre, Teukroslar Girit’ten yola çıkıyorlar ve yola çıkarken de kahin onlara şunu söylüyor, ‘İlk gecenizde topraktan doğan düşmanlarınızın saldırısına uğradığınız yere yeni şehrinizi kurun.’ Girit’ten yola çıkıyorlar ve bugünkü Troya’nın olduğu yere geliyor ve orada ilk gecesini geçiriyor, o gece fareler kalkanlarını ve yayların kirişlerini kemiriyor. Sonra diyorlar ki topraktan gelen düşman saldırısı bu olmalıydı, şehri kurmamız gereken yer burası ve Troya’yı kuruyorlar. Troya’nın kurucu mitlerinden birisi bu ve mit Teukrosa dayanıyor. Teukros ile Türk kelimesi arasında bir benzeşim kurulmuş” dedi.   BU KONUDAKİ TARİHSEL KAYNAKLAR Troyalıların Türk olduğu düşüncesine ilk ne zaman inanılmış konusunda ise ilk yazılı kaynağın 7. ve 12.yüzyıla dayandığını söyleyen Gölcük, bu dönemlerde yazılmış bazı kitaplarda Troyalıların Türk olduğundan bahsedildiğini belirtti. Gölcük, “1345’te ölen Venedik Doju ve tarihçi Andrea, Türkler Priamos’un torunu Turkoslardan gelir’ der. Önemli kaynaklardan bir tanesi de 14.yüzyılda yaşamış Floransa şansolesi Salutati’dir. Troyalıların kökeninin Türk olduğunu söylediği kadar bir miktar ileri gider ve der ki; ‘Türkler Roma İmparatorluğun ruhuna Latinlerden ve İtalyanlardan daha çok sahip çıkarlar’ diye bir eleştiride bulunur. Salutati, başka bir kaynakta 1389 yılında Bosna Kralına bir yazı yazar ve der ki ‘Türklerin kökeni Frigya ve Troya’dır’ diye belirtir. Friga meselesi orada önemlidir çünkü biz milattan önce destan geleneğindeki Seneca metinlerine baktığımızda şunu görürüz, Troyalı kadınlar onlardan birisidir. Troyalılardan bahsedecekleri zaman derler ki ‘Ah şu Frigler’, Troyayı Yunanistan’dan ayırır. Troyalılar için Asyalı der” bilgisini verdi.   FATİH SULTAN MEHMET TROYA’YI ZİYARET EDER ‘Troya’nın intikamını almak’ düşüncesinin bunun ilk kullananın Fatih Sultan Mehmet ile bağdaştırılması üzerine konu hakkında bilgileri anlatan Müdür Gölcük, “Kimi kaynaklar ‘Papa’ya mektuplar’ kaynağının yüzde yüz doğru olduğunu söyler ve yayınlar. Papadan kasıt 2.Pius’dur. Fatih Sultan Mehmet, Mora üzerine yürüyecek ve bir zafer kazanacak, ardından Papa 2.Pius’a bunu ifade ederken der ki, ‘Ben şu sebeplerden Mora’ya gideceğim fakat sen neden tepki gösteriyorsun? İkimizin soyu da Troyalı olmasına rağmen neden böyle davranıyorsun’ diye mektup yazdığını kimi kaynaklar var. Kimi kaynaklar doğru olduğunu söylerken kimi kaynaklar da uydurulmuş olduğunu söyler fakat her hâlükârda bu kaynaklar 15.yüzyılın dönem düşüncesini verir. Başka bir kaynak, Giovanni Mario Filelfo 4 bin mısradan daha uzun bir manzum eseri vardır. Burada İstanbul’un Fethi’ni anlatır. Daha sonra Fatih Sultan Mehmet’in Yunanistan üzerine gidişini anlatır ve sonra Fatih Sultan Mehmet’in Yunanistan’a baş eğdirmesini şöyle ifade eder; Troyalılara Yunanlılar bu işkenceyi yaptı ve sonunda adalet yerini buldu diye yorumlarlar. Fatih Sultan Mehmet’in ettiği lafa gelelim, evet bunu söylemiştir. 1462 tarihinde söylemiştir, İstanbul’u almasından 9 yıl sonra bu lafı etmiştir ve Midilli’yi kuşatmaya giderken eder. Troya’yı ziyaret eder, orada Troya’yı över. Troya’nın yıkımından Yunanlıları, Selaniklileri, Makedonları suçlar. Asya halklarına yapılan zulmün cezasını çektiğini söyler. Bunu bize aktaran İmrozlu Kritovulos yani Gökçeadalı tarihçi hemşehrimiz bunu kayıtlara geçmiştir” ifadelerini kullandı.   Müdür Gölcük, bunun her zaman politik bir mesela olarak görülmesi üzerine ise şu değerlendirmede bulundu: “Bu kaynaklar arasında Türk kaynak yok, büyükçe bir kısmı da İtalya’ya dayanmaktadır. Dolayısıyla Türklerin politik söylemi olmamıştır. İtalya’da Ferrara’da 1440 yılında bir kölenin serbest bırakılmasından bahseder; ‘Teukroslar soyundan gelen yani Troyalılar soyundan gelen Teukra köle serbest bırakıldı’ der. Bu bir kölenin serbest bırakılma metnine aittir. Burada da Troya’nın Türk olduğuna dair vurgu vardır.”    “TROYALI OLMAKTA LİKYALI OLMAKTA BİZİM KİMLİĞİMİZİN BİRER PARÇASI” Müdür Rıdvan Gölcük birçok bilgiyi daha verdiği anlatısının sonunda ise şu ifadelere yer verdi: “Kültürel kimlik önemlidir. Kültürel kimlik açısından büyük bir zenginliğe sahibiz fakat bu konuda önümüzde iki temel problem var; birincisi bu kimliğin büyük bir kısmını reddetmek ikincisi bu zenginlik sebebi ile duyduğumuz fazla özgüvenin yarattığı kötü bir duyguyla diğer kültürlere merak duygumuzda bir problem olabilir. Kendi kültürel kimliğimizin sınırlarını iyi çizelim. Kendi kültürel kimliğimize sahip çıkalım. Hititli olmakta Troyalı olmakta Likyalı olmakta bizim kimliğimizin birer parçası. Bu bizi ifade ediyor.”   Gizem Tuğçe BAYHAN          
Haberi Kaynak Sitede Oku