Hiç düşünmez misiniz?

3 ay önce eklendi 24 defa görüntülendi

Hikmetli kitabımız Kuran-ı Kerim’de birçok ayette Rabbimiz kullarının düşünmesini istemiş ve uyarıyor “düşünün” diye. Okuyun ve düşünün diyor. Okuduğunuz üzerinde tefekkür edip, “burada bana Allah ne öğretmek istiyor” diye sorgulamamızı istiyor. Bu sadece Kuran okurken değil, okuma yaptığımız her alanda düşünmeliyiz. Tefekkür olmazsa, okunanlar sindirilmez, öğretiler hal edilemez.

Biz üveyslerde olmazsa olmazdır tefekkür. Bizlerde düşünmek, marifet ve hakikat kapılarının anahtarıdır. Koca sultanlar, evliyalar bol bol tefekkür ederlermiş kainatı. Tefekkürde Rablerine ulaşmak isterlermiş. Aşka boyanırlarmış düşüncelerinin içinde. İnsanlar, evliyalar için birer numuneymiş, tefekküre dalarlarmış hep. Rabbim bizlere de bolca Allah’ı tefekkür edebilmeyi nasip etsin inşallah.

Zikirden önce dünyalık isteklerim üzerine düşünür ve onları tamamlamak adına gayret ederdim. Yaşantım içinde en büyük eksikliğin Rabbimizi zikretmemek olduğunu üveys olduktan sonra anladım. Kişi sevdiğiyle beraberdir. Sevdiğini anar, andığını sever. Meğer benim Rabbime olan sevgim, hep sahte ve çıkar ilişkisi içindeymiş. Düşüncelerim içerisinde hep karşılık beklediğimi fark ettim. Şu ibadeti yapayım ki Allah bana istediğimi versin gibi, hesap içine girdiğimi, tüccar ibadeti yaptığımı idrak ettim. Düşüncelerimde hep hesap-kitap vardı. Halbuki Allah samimi kullarını daha çok seviyordu. Samimi kalple, teslimiyetle O’na gelmemizi istiyordu. Tüm bunları zikre başladıktan sonra, düşünerek idrak edebildim. İdrak aslında herkesin bildiğinden farklı bir boyutta anlayabilmektir. Zikrettikçe bu boyutun arttığını, kavramanın daha da kolaylaştığını bizzat yaşadım.

Biz üveysler, marifet yolunda en büyük tefekkürün Allah’ın bize verdiği nimetlere hamd edebilmek; en büyük sevabın ise “Allah bana ne verdi?” diye düşünmek ve sonra “Veren Allah’a hamdolsun” diyebilmek olduğunu öğrendik.

Her hafta yazılarımda sizlere üveyslik konusunda bilgiler vermeye çalıştım. Açık çek olarak sizleri Allah’a, zikre davet ettim. Tüm üveyslerin asli görevi olan tebliğcilik işini hal edinmek için gayretteyim. Biz bunları yaparken her seferinde sizlere hiçbir karşılık beklemediğimizden bahsettim. Üveyslerin ve kendi yaşadığımız hallerden, lütuflardan dem vurdum. Ola ki yazılanlardan etkilenir, kendinizden bir parça bulursunuz diye. Bizlere verilen maddi-manevi hediyeleri kıssalar halinde anlattık. Aslında biz üveyslerin yaptığı, tam da Kuran’da yazıldığı gibiydi. “Araf suresi, 176. ayet: …Bu kıssayı iyice anlat, belki biraz düşünürler.”

Yine marifette öğrendik, yaşadığımız her olaya pozitif bakmayı ve pozitif düşünmeyi. İmtihan yaşadığımızda, vardır Rabbimizin bir bildiği, bizlere öğretmek istediği nedir dedik ve öğretiye odaklandık. Yaşadık ve gördük ki, ilk elden bildirildi ki; Allah tüm kullarını çok seviyor. Sabah-akşam ve gün içinde O’nu zikreden kullarını ise daha çok seviyor. Sizlerde zikredin ve inşallah sizler de Rabbimizin sevgisine mazhar olun istedik. Çok şey mi istedik? Rabbimize göre çok değil elbet ancak nefs sahibi biz kullara çok olsa gerek. Sözlerimi Rabbimizin şu hikmet dolu ayetiyle bitirmek istiyorum.

Enam suresi, 50. Ayet: De ki: “Size Allah’ın hazineleri benim yanımdadır, demiyorum. Gaybı da bilmiyorum. Ve size, ben bir meleğim de demiyorum. Ben sadece bana vahyolunana uyuyorum.” De ki: “Kör ile gören bir olur mu? Hiç düşünmez misiniz?”’

Derdim sizleri biraz düşünmeye sevk etmek. Düşünün Üveys Veysel Karani zikrini, üveyslere verilen tarifsiz huzuru düşünün, lütufları düşünün. Aradığınız her şey bu kapıda var!

Ayrıntılı bilgi için www.veyselkarane.com

Haberi Kaynak Sitede Oku